On this page10 sections
- 1. Ladino dili nedir ve neden korunması gerekiyor?
- 2. UNESCO Ladino için ne yaptı? 2014 Paris konferansı
- 3. UNESCO'nun dil koruma politikaları Ladino için ne anlama geliyor?
- 4. UNESCO'nun çalışmaları Ladino'nun yok olmasını önleyebilir mi?
- 5. Türkiye açısından Ladino neden önemli?
- 6. Ladino'yu korumak için neler yapılabilir?
- 7. UNESCO ve Ladino konusunda gelecekte ne yapılmalı?
- 8. Ladino yalnızca bir dil değil, ortak bir kültür hafızasıdır
- Sonuç: Ladino'yu korumak, geçmişi geleceğe taşımaktır
- Kaynakça ve ileri okuma
This post is written in Türkçe. Its translation is on the way.
UNESCO Ladino Dilini Korumak İçin Ne Yapıyor? Sefarad Mirasını Geleceğe Taşıma Mücadelesi
Ladino dili neden yok olma tehlikesiyle karşı karşıya? UNESCO bu dili korumak için hangi çalışmaları yürütüyor? Türkiye'nin, İstanbul'un ve İzmir'in Sefarad kültürü açısından Ladino neden bu kadar önemli?
Dünyada bazı diller milyonlarca insan tarafından konuşulurken bazıları, yüzyıllar boyunca yaşatıldıkları toplumlarda bile giderek daha az kullanılmaya başlıyor. Bu dillerin kaybolması yalnızca kelimelerin unutulması anlamına gelmiyor. Onlarla birlikte aile hikâyeleri, atasözleri, şarkılar, yemek tarifleri, gelenekler ve kuşakların ortak hafızası da tehlikeye giriyor.
Ladino, bu kültürel mirasın en dikkat çekici örneklerinden biridir. İspanya'dan Osmanlı topraklarına uzanan tarihsel yolculuğu, Türkçe ile kurduğu ilişki ve Sefarad Yahudilerinin kültürel kimliğindeki yeri, onu dünya dil mirasının önemli parçalarından biri hâline getiriyor.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO da Yahudi İspanyolcası olarak bilinen bu dilin kültürel önemine dikkat çekmiş, 2014 yılında Paris'teki merkezinde Ladino üzerine uluslararası bir konferans düzenlemiştir. UNESCO'nun dil çeşitliliğini korumaya yönelik çalışmaları, Ladino gibi tehlike altındaki dillerin geleceği açısından da önemli bir çerçeve sunmaktadır.
Ancak burada önemli bir ayrım vardır: UNESCO'nun Ladino üzerine gerçekleştirdiği etkinlikler ile bu dili doğrudan korumaya yönelik sürekli bir program yürütmesi aynı şey değildir. Bu nedenle UNESCO'nun somut faaliyetlerini, genel dil koruma politikalarını ve Ladino topluluklarının kendi çalışmalarını birbirinden ayırarak değerlendirmek gerekir.
1. Ladino dili nedir ve neden korunması gerekiyor?
Ladino, Yahudi İspanyolcası veya Judeo-Spanish adıyla da bilinen, kökleri Orta Çağ İspanyolcasına dayanan bir dildir. 1492 yılında İspanya'dan ayrılmak zorunda kalan Yahudi toplulukları, dillerini ve kültürlerini farklı coğrafyalara taşıdı. Osmanlı İmparatorluğu da bu toplulukların yerleştiği önemli bölgelerden biri oldu.
İstanbul, İzmir, Selanik, Edirne ve diğer Osmanlı şehirlerinde yaşayan Sefarad Yahudileri, Ladinoyu günlük iletişimde, aile yaşamında, edebiyatta, müzikte ve toplumsal ilişkilerde kullandılar.
Zaman içinde dil, çevresindeki toplumlarla etkileşime girdi. Türkçe, Yunanca, İbranice, Fransızca ve İtalyanca gibi dillerden kelimeler aldı. Bu karşılaşmalar sonucunda Ladino, hem İspanyolca kökenli özelliklerini korudu hem de konuşulduğu coğrafyaların izlerini taşıyan kendine özgü bir yapıya kavuştu.
Peki, bugün neden korunmaya ihtiyaç duyuyor?
Bunun başlıca nedenlerinden biri kuşaklar arasındaki dil aktarımının zayıflamasıdır. Bir dili büyükanneler ve büyükbabalar konuşuyor, ancak çocuklar ve torunlar günlük yaşamda kullanmıyorsa o dilin toplumsal varlığı giderek daralabilir.
Eğitim dili, iş hayatı, medya, şehirleşme, göç ve ailelerin başka dillere yönelmesi bu süreci etkileyebilir. Ladino açısından Türkçe, İspanyolca, Fransızca ve başka dillerin farklı dönemlerde daha geniş kullanım alanlarına sahip olması da önemlidir.
UNESCO, 2014 yılında yayımladığı Yahudi İspanyolcası üzerine bilgilendirme yazısında dilin sınırlı konuşur sayısı ve genç kuşaklara aktarımın zayıflaması nedeniyle tehdit altında olduğuna dikkat çekmiştir. Bu değerlendirme, o dönemin durumunu yansıtır; günümüzdeki konuşur sayısının kesin olarak belirlenmesi için daha yeni ve güvenilir araştırmalara ihtiyaç vardır.
Kaynak: UNESCO – The Judeo-Spanish Languages: Expressing Identity and Openness.
2. UNESCO Ladino için ne yaptı? 2014 Paris konferansı
UNESCO'nun Ladino ile ilişkisini anlamak için en önemli somut örneklerden biri, 6 Haziran 2014 tarihinde Paris'teki UNESCO merkezinde gerçekleştirilen Yahudi İspanyolcası konferansıdır.
Etkinlik, Ladino olarak da bilinen Yahudi İspanyolcasının kültürel çeşitlilik ve toplumlar arası diyalog açısından taşıdığı önemi gündeme getirdi.
Konferansın temel mesajlarından biri, dillerin yalnızca iletişim aracı olmadığıydı. Bir dil, aynı zamanda insanların kimliklerini, geçmişlerini, toplumsal bağlarını ve dünyayı yorumlama biçimlerini taşıyabilir.
Ladino bu açıdan özel bir örnektir. Çünkü dilin içinde Orta Çağ İspanyolcasının izleri, İbranice kökenli ifadeler, Osmanlı coğrafyasından alınmış sözcükler ve Sefarad topluluklarının tarihsel deneyimleri bir araya gelir.
UNESCO'nun konferansı, bu dilin yalnızca belirli bir topluluğun meselesi olmadığını; kültürel çeşitliliğin, tarihsel hafızanın ve farklı toplumlar arasındaki etkileşimin de bir parçası olduğunu vurguladı.
Bu tür uluslararası etkinliklerin önemi birkaç noktada ortaya çıkar:
- Farkındalık oluşturmak: Tehlike altındaki bir dilin uluslararası kültür gündeminde yer almasını sağlar.
- Araştırmaları teşvik etmek: Dil bilimcileri, tarihçileri, edebiyat araştırmacılarını ve kültür kuruluşlarını bir araya getirebilir.
- Toplumsal hafızayı görünür kılmak: Dilin taşıdığı edebî, tarihsel ve kültürel birikimin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkıda bulunur.
- Kuşaklar arası aktarımı desteklemek: Dilin yalnızca geçmişte kalmış bir miras olarak görülmemesi, yaşayan bir kültür unsuru olarak değerlendirilmesi için zemin oluşturur.
Bununla birlikte konferans düzenlenmiş olması, UNESCO'nun Ladino için bugün sürekli dersler verdiği, düzenli finansman sağladığı veya dünya çapında bir dil öğretim programını doğrudan yönettiği anlamına gelmez. Böyle bir iddia için ayrıca belgelenmiş programların bulunması gerekir.
3. UNESCO'nun dil koruma politikaları Ladino için ne anlama geliyor?
UNESCO'nun çalışmaları yalnızca tek bir dili ele alan etkinliklerden oluşmaz. Örgüt, dünya genelinde dil çeşitliliğini korumaya, kültürel mirası desteklemeye, çok dilliliği teşvik etmeye ve toplumların kendi kültürel değerlerini gelecek kuşaklara aktarmalarına yardımcı olmaya yönelik çalışmalar yürütür.
Bu çerçevede iki alan özellikle önemlidir: tehlike altındaki dillerin korunması ve somut olmayan kültürel mirasın yaşatılması.
Tehlike altındaki diller ve uluslararası iş birliği
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2022–2032 dönemini Uluslararası Yerli Diller On Yılı olarak ilan etti. UNESCO, bu girişimin uygulanmasında öncü Birleşmiş Milletler kuruluşudur.
Bu on yılın amacı, tehlike altındaki dillerin durumuna dünya çapında dikkat çekmek, kurumları ve toplulukları bir araya getirmek, dilin korunması ve yeniden canlandırılması için kaynakları harekete geçirmektir.
Program kapsamında eğitim, dijital teknolojiler, kültürel ifade, topluluk katılımı ve dillerin kuşaklar arasında aktarılması gibi alanlar öne çıkar.
Ancak Ladino için önemli bir ayrım yapmak gerekir: Bu uluslararası girişimin varlığı, Ladinonun özel olarak programın resmî hedef dillerinden biri olduğu veya UNESCO'nun Ladino adına ayrı bir proje yürüttüğü anlamına gelmez. Ladino, bu girişimde öne çıkan dil koruma ilkelerinden ve yöntemlerinden yararlanabilecek bir örnek olarak değerlendirilebilir.
Dilin geleceği açısından bu yaklaşımın önemi açıktır. Bir dilin yaşaması için yalnızca sözlük hazırlamak yeterli değildir. İnsanların o dili konuşabileceği ortamların oluşturulması, çocukların ve gençlerin dile erişebilmesi, dijital içeriklerin hazırlanması ve dilin çağdaş yaşamda kullanılabilmesi gerekir.
Kaynak: UNESCO – Indigenous Languages Decade 2022–2032.
Somut olmayan kültürel miras ve Ladino
UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras çalışmaları da Ladino açısından önem taşır.
Somut olmayan kültürel miras; toplulukların kuşaktan kuşağa aktardığı sözlü gelenekleri, gösteri sanatlarını, toplumsal uygulamaları, ritüelleri, bilgileri ve becerileri kapsar.
Ladino ile aktarılan atasözleri, geleneksel şarkılar, hikâyeler, aile anlatıları ve sözlü edebiyat bu tür bir kültürel mirasın anlaşılmasına yardımcı olur.
Bununla birlikte UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi kapsamında bir dilin kendisi tek başına miras listesine kaydedilen bir unsur olarak ele alınmaz. Dil, bir topluluğun kültürel mirasını ifade etmesinin ve aktarmasının aracı olabilir.
Dolayısıyla Ladinoyu korumak, yalnızca kelimeleri bir listede toplamak değil, bu kelimeler aracılığıyla aktarılan kültürel pratikleri de yaşatmak anlamına gelir.
Örneğin Ladino şarkılarının kaydedilmesi, eski aile hikâyelerinin belgelenmesi, geleneksel metinlerin yayımlanması ve sözlü anlatıların genç kuşaklarla buluşturulması bu bakış açısıyla değerlendirilebilir.
Kaynak: UNESCO Türkiye Millî Komisyonu – Somut Olmayan Kültürel Miras Uzmanlık Komitesi.
4. UNESCO'nun çalışmaları Ladino'nun yok olmasını önleyebilir mi?
Bu sorunun cevabı, UNESCO'nun tek başına bir dili yaşatamayacağı gerçeğiyle başlar.
Bir dilin korunması, uluslararası kuruluşların farkındalık çalışmaları kadar o dili konuşan insanların günlük kararlarına da bağlıdır.
UNESCO uluslararası gündem oluşturabilir, ülkeler arasında iş birliğini teşvik edebilir ve dil çeşitliliğinin önemini vurgulayabilir. Akademisyenler dilin yapısını inceleyebilir, sözlükler ve arşivler hazırlayabilir. Kültür kuruluşları konserler, sergiler ve etkinlikler düzenleyebilir.
Ancak Ladino'nun günlük yaşamda kullanılması, ailelerde konuşulması ve genç kuşaklar tarafından öğrenilmesi için toplulukların aktif katılımı gerekir.
Bir dili korumanın en güçlü yollarından biri, onu yalnızca geçmişten kalan bir hatıra olarak değil, bugün de kullanılabilecek bir iletişim aracı olarak görmektir.
Örneğin bir genç Ladino şarkısını dinleyebilir, sözlerini öğrenebilir, ailesinden duyduğu ifadeleri kaydedebilir veya dijital ortamda Ladino içerikleri hazırlayabilir. Böyle bir çalışma küçük görünse de dilin yeni kuşaklarla buluşmasına katkıda bulunabilir.
Burada UNESCO'nun rolü, toplulukların yerine geçmek değil; dil ve kültür koruma çalışmalarının değerini görünür kılmak ve daha geniş iş birlikleri için zemin oluşturmaktır.
5. Türkiye açısından Ladino neden önemli?
Ladino'nun korunması konusu Türkiye için özel bir tarihsel anlam taşır.
Osmanlı İmparatorluğu, İspanya'dan ayrılan Sefarad Yahudilerinin önemli bir bölümü için yeni bir yaşam alanı oldu. Yüzyıllar boyunca İstanbul, İzmir, Edirne ve başka şehirlerde Ladino konuşan topluluklar varlıklarını sürdürdü.
Bu toplulukların şehir yaşamına katkıları ticaret, zanaat, müzik, yayıncılık, mutfak kültürü ve gündelik ilişkiler gibi farklı alanlarda görülebilir.
İstanbul'un eski mahallelerinde, İzmir'in kültürel tarihinde ve Sefarad ailelerinin sözlü anlatılarında Ladino önemli bir yere sahiptir.
Türkçe ile Ladino arasındaki kelime alışverişi de bu ilişkinin izlerinden biridir. Ancak her benzer kelimenin kesin olarak Ladinodan Türkçeye geçtiğini varsaymamak gerekir; sözcük kökenleri tarihsel ve dil bilimsel kanıtlarla değerlendirilmelidir.
Ladino'nun Türkiye açısından korunması, bu nedenle yalnızca az konuşulan bir dili yaşatmak meselesi değildir. Aynı zamanda ülkenin çok katmanlı tarihini, farklı toplulukların ortak yaşam deneyimlerini ve kültürel çeşitliliğini anlamak anlamına gelir.
Bu mirasın belgelenmesi, hem Sefarad topluluğunun kendi geçmişiyle bağını korumasına hem de Türkiye'deki diğer insanların bu tarihi daha iyi tanımasına yardımcı olabilir.
6. Ladino'yu korumak için neler yapılabilir?
UNESCO'nun dil çeşitliliği ve kültürel miras yaklaşımından hareketle Ladino için uygulanabilecek birçok somut çalışma bulunmaktadır. Bunlar UNESCO tarafından mutlaka yürütülen projeler olarak değil, dilin korunmasına katkıda bulunabilecek öneriler olarak değerlendirilmelidir.
6.1. Dijital Ladino arşivleri oluşturmak
Eski gazeteler, mektuplar, kitaplar, şarkı kayıtları ve sözlü tarih belgeleri dijital ortama aktarılabilir.
Bu tür arşivler, yalnızca araştırmacılar için değil, dil öğrenmek isteyen herkes için de değerli bir kaynak oluşturur.
Dijital belgelerin doğru biçimde tanımlanması, tarih ve kaynak bilgilerinin kaydedilmesi, telif haklarına ve kişisel mahremiyete dikkat edilmesi gerekir.
6.2. Ücretsiz çevrim içi dersler hazırlamak
Başlangıç seviyesindeki öğrenciler için Türkçe açıklamalı Ladino dersleri hazırlanabilir.
Bu derslerde alfabe, telaffuz, temel kelimeler, günlük konuşmalar, dil bilgisi ve kısa okuma parçaları yer alabilir. Ses kayıtları sayesinde öğrenciler yalnızca yazılı kelimeleri değil, telaffuzlarını da öğrenebilir.
Türkiye'de hazırlanacak bir eğitim platformunun özellikle Türkçe ile Ladino arasındaki ilişkilere yer vermesi, Türkçe konuşanlar açısından öğrenmeyi kolaylaştırabilir.
6.3. Yaşlı kuşakların anlatılarını kaydetmek
Bir dili korumak için o dili konuşan kişilerin deneyimlerini belgelemek çok değerlidir.
Ladino bilen yaşlıların anlattığı aile hikâyeleri, çocukluk anıları, atasözleri ve geleneksel şarkılar sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir.
Bu çalışmalar yapılırken kişilerin açık rızası alınmalı, kayıtların nasıl kullanılacağı açıklanmalı ve mümkün olduğunda anlatıların Ladino metinleriyle birlikte Türkçe çevirileri hazırlanmalıdır.
Böylece gelecek kuşaklar yalnızca kelimeleri değil, bu kelimelerin hangi yaşam deneyimleri içinde kullanıldığını da öğrenebilir.
6.4. Ladino müziğini ve edebiyatını desteklemek
Şarkılar, şiirler ve kısa hikâyeler, bir dili öğrenmenin etkili yolları arasındadır.
Ladino şarkılarının sözleri, telaffuzları ve Türkçe çevirileriyle birlikte yayımlanması; eski metinlerin yeni baskılarının hazırlanması ve kültürel etkinliklerin düzenlenmesi dilin görünürlüğünü artırabilir.
Bu çalışmalar, Ladino'nun yalnızca tarihî bir dil olduğu düşüncesini de değiştirebilir. Dilin bugün hâlâ öğrenilebileceğini ve kültürel üretimde kullanılabileceğini gösterir.
6.5. Gençleri dijital kültüre dâhil etmek
Günümüzde bir dilin görünürlüğü internetle yakından ilişkilidir.
Ladino için kısa videolar, çevrim içi sözlükler, podcast yayınları, sosyal medya içerikleri ve dijital hikâyeler hazırlanabilir. Bu içerikler, gençlerin dili daha kolay keşfetmesini sağlayabilir.
Örneğin her hafta bir Ladino kelimesinin anlamını, telaffuzunu ve tarihini açıklayan kısa bir içerik dizisi hazırlanabilir. Böyle bir proje, Türkçe ve Ladino arasındaki ilişkileri geniş bir kitleye tanıtabilir.
7. UNESCO ve Ladino konusunda gelecekte ne yapılmalı?
Ladino'nun geleceği açısından en önemli ihtiyaçlardan biri, genel farkındalık çalışmalarının somut ve sürdürülebilir projelerle desteklenmesidir.
Bu konuda uluslararası kuruluşlar, üniversiteler, dil araştırmacıları, kültür dernekleri, müzeler ve Ladino konuşan topluluklar birlikte çalışabilir.
Gelecekte şu adımların atılması faydalı olabilir:
- Ladino'nun günümüzdeki kullanımını ve kuşaklar arasındaki aktarımını inceleyen güncel araştırmaların desteklenmesi.
- Ladino metinlerinin, ses kayıtlarının ve sözlü tarih belgelerinin korunması için dijital arşivlerin geliştirilmesi.
- Çocuklar, gençler ve yetişkinler için farklı seviyelerde dil öğrenme materyalleri hazırlanması.
- Ladino konuşan toplulukların kendi önceliklerini belirleyebilecekleri projelerin teşvik edilmesi.
- Üniversiteler ve kültür kuruluşları arasında ortak araştırma ve eğitim programlarının geliştirilmesi.
- Ladino'nun Türkçe konuşan toplumlara tanıtılması için konferanslar, sergiler, yayınlar ve kültürel etkinlikler düzenlenmesi.
Bu önerilerin hayata geçirilmesi için yalnızca uluslararası destek değil, yerel düzeyde kararlı çalışma ve uzun vadeli kaynaklar da gerekir.
En önemlisi, koruma faaliyetlerinin dili konuşan toplulukların ihtiyaçlarına ve kararlarına dayanmasıdır. Bir dilin geleceği, o dilin sahipleri olarak görülen insanların kendi mirasları üzerinde söz sahibi olmasıyla daha güçlü biçimde güvence altına alınabilir.
8. Ladino yalnızca bir dil değil, ortak bir kültür hafızasıdır
Ladino'yu koruma çabalarının anlamı, dilin tarihine bakıldığında daha iyi anlaşılır.
Bu dil, İspanya'dan Osmanlı topraklarına uzanan göçlerin, farklı toplulukların bir arada yaşamasının ve kuşaklar boyunca aktarılan kültürel deneyimlerin izlerini taşır.
Ladino sözcüklerinde, şarkılarında, atasözlerinde ve anlatılarında farklı coğrafyaların izleri bir araya gelir. Bu nedenle Ladino'nun korunması, yalnızca belirli bir topluluğun geçmişini değil, Akdeniz ve Osmanlı tarihinin çok kültürlü yapısını da daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
UNESCO'nun 2014 yılında gerçekleştirdiği Yahudi İspanyolcası konferansı, bu kültürel mirasın uluslararası düzeyde görünür kılınmasına katkıda bulunmuştur. Örgütün daha geniş dil çeşitliliği ve somut olmayan kültürel miras çalışmaları da bu tür dillerin önemini anlamak için değerli bir çerçeve sunmaktadır.
Bununla birlikte Ladino'nun geleceği, tek bir konferansla veya yalnızca uluslararası bir kuruluşun çalışmalarıyla güvence altına alınamaz. Dilin ailelerde konuşulması, yeni kuşaklar tarafından öğrenilmesi, dijital ortamlarda yer bulması ve kültürel üretimde kullanılması gerekir.
Bir dilin yaşaması için en önemli şeylerden biri, insanların onu kullanmaya devam etmesidir.
Sonuç: Ladino'yu korumak, geçmişi geleceğe taşımaktır
UNESCO'nun Ladino'ya yönelik yaklaşımı, kültürel çeşitliliğin ve dil mirasının korunmasının uluslararası önemini ortaya koymaktadır. 2014 Paris konferansı, Yahudi İspanyolcasının tarihsel ve kültürel değerini gündeme taşıyan somut bir örnektir. Uluslararası dil koruma girişimleri ve somut olmayan kültürel miras çalışmaları da Ladino gibi dillerin geleceği üzerine düşünmek için önemli bir çerçeve sağlamaktadır.
Ancak UNESCO'nun genel politikalarını, Ladino için doğrudan yürüttüğü faaliyetleri ve toplulukların kendi koruma çalışmalarını birbirinden ayırmak gerekir. Ladino için bugün hangi özel projelerin yürütüldüğünü değerlendirirken güncel ve doğrulanabilir belgelere dayanmak önemlidir.
Türkiye açısından Ladino, Sefarad Yahudilerinin tarihini, İstanbul ve İzmir'in kültürel geçmişini ve toplumlar arasındaki karşılıklı etkileşimi anlamanın önemli yollarından biridir.
Bu dili korumak; eski şarkıları kaydetmek, aile hikâyelerini belgelemek, kelimeleri öğrenmek, dijital kaynaklar oluşturmak ve genç kuşaklara yeni öğrenme imkânları sunmakla mümkündür.
Ladino'nun geleceği, geçmişte ne kadar önemli olduğuyla değil, bugün ve yarın insanların onu öğrenmeye, konuşmaya ve yaşatmaya devam edip etmeyeceğiyle belirlenecektir.
Bir dilin kaybolmasını önlemek, yalnızca kelimeleri kurtarmak değildir. O kelimelerin içinde yaşayan hikâyeleri, insanları ve kültürel hafızayı da geleceğe taşımaktır.
Kaynakça ve ileri okuma
- UNESCO – The Judeo-Spanish Languages: Expressing Identity and Openness
https://www.unesco.org/en/articles/judeo-spanish-languages-expressing-identity-and-openness - UNESCO – Conference highlights the place of Judeo-Spanish at the heart of cultural diversity and intercultural dialogue
https://www.unesco.org/en/articles/unesco-conference-highlights-place-judeo-spanish-heart-cultural-diversity-and-intercultural-dialogue - UNESCO – Indigenous Languages Decade 2022–2032
https://www.unesco.org/en/decades/indigenous-languages - UNESCO Türkiye Millî Komisyonu – Somut Olmayan Kültürel Miras Uzmanlık Komitesi
https://www.unesco.org.tr/Pages/653/296/Intangible-Cultural-Heritage-Expertise-Committee - Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi – Ladino: Judeo-Spanish language and culture in Europe
https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2023/739299/EPRS_BRI%282023%29739299_EN.pdf
Editör notu: Bu makale, UNESCO'nun yayımlanmış kaynakları ve genel dil koruma çerçevesi esas alınarak hazırlanmıştır. UNESCO'nun Ladino'ya yönelik doğrudan ve güncel bir özel programı olduğu iddia edilmemektedir.
Did you enjoy this post?
Tell Michael with a like, and pass it on to someone who loves Ladino.
Comments 0
No comments yet. Be the first to share what this post means to you.
Sign in to write a comment and keep your favourites.